Tutarsız anne baba tutumu ne anlama gelir ?

Emir

New member
Tutarsız Anne Baba Tutumu Nedir? Çocuğun “Bugün Ne Oynuyoruz?” Güncellemesi

Bazı evler vardır, sabah kuralları akşam kendini günceller, hafta sonu ise tamamen “deneme sürümü”ne geçer. Çocuk açısından bakınca durum basittir: Dün yasak olan bugün serbest, bugün serbest olan yarın “nasıl yaptın öyle?” kategorisine girer. İşte buna psikolojide “tutarsız anne baba tutumu” deniyor. Halk arasında ise daha net bir tanım var: “Kuralların Wi-Fi gibi sürekli kopup bağlanması.”

Bu durum dışarıdan bakınca bazen küçük bir detay gibi görünür. Ama çocuk zihninde öyle değildir. Çocuk dediğimiz şey, dünyayı düzen ve tekrar üzerinden öğrenir. Yani aynı olayın aynı tepkiyi vermesi gerekir ki “aha, sistem bu” diyebilsin. Sistem değişince… çocuk da doğal olarak kendi iç sistemini kurar. Ve o sistem çoğu zaman yetişkinleri biraz zorlar.

Tutarsızlık Nasıl Görünür? Günlük Hayat Versiyonu

Tutarsız anne baba tutumu, illa büyük krizlerle ortaya çıkmaz. Çoğu zaman oldukça sıradan sahnelerin içine gizlenir.

Mesela:

Bir gün çocuğa “Saat 21.00’de yatacaksın” denir.

Ertesi gün dizi keyfi uzar, saat 23.00’te hâlâ salonda patlamış mısır savaşları devam eder.

Bir gün “Yemekten önce abur cubur yok” kuralı vardır.

Ertesi gün misafir gelmiştir, çocuğa “hadi al bir şeyler ye, bugünlük sorun değil” denir.

Bir gün tablet kullanımı 30 dakika ile sınırlıdır.

Ertesi gün ebeveyn yorgundur ve tablet “çocuk sessiz mod”una alınır.

Çocuk bu tabloyu izlerken şunu öğrenir: Kurallar sabit değil, şartlara göre değişebilir. Ve işin ironik tarafı, çocuk bu dersi çok hızlı öğrenir. Hatta bazen ebeveynden bile hızlı.

Çocuğun Gözünden Dünya: Kurallar Lego Gibi

Tutarsız ortamda büyüyen çocuk için dünya biraz Lego setine benzer. Ama kutunun kapağı yoktur ve parçalar her gün farklı şekilde gelir.

Bugün “A parçası” önemliyken, yarın “A parçası hiç önemli değil, B parçası hayat memat meselesi” olabilir.

Bu durum çocuğun zihninde şu soruları üretir:

* “Ben ne yaparsam doğru olur?”

* “Doğru dediğim şey sabit mi?”

* “Yoksa doğru, kimin yorgun olduğuna göre mi değişiyor?”

Bu sorular çocuğun bilinçli zihninde açıkça dolaşmaz belki ama davranışlara sızar. Kimi çocuk daha temkinli olur, sürekli onay arar. Kimi çocuk ise “nasıl olsa değişiyor” diyerek sınırları zorlamaya başlar. İki uç da aynı kökten beslenir: belirsizlik.

Ebeveyn Tarafı: Niyet İyi, Tempo Karışık

Şunu net söylemek lazım: Tutarsızlık çoğu zaman kötü niyetten çıkmaz. Hayat zaten başlı başına bir performans sınavı. İş, stres, ekonomik yük, yorgunluk derken ebeveynin sabit bir “kurallar manifestosu” ile dolaşması her zaman mümkün olmaz.

Bir gün sabırlı olan ebeveyn, ertesi gün uykusuz olabilir. Bir gün “çok doğru yaklaşım” uygulanırken, ertesi gün “bugün idare etsin” modu açılır.

Buradaki sorun insan olmak değil; sorun, bu değişkenliğin çocuğa hiç açıklanmadan, sistematik hale gelmesidir. Yani çocuk “neden değiştiğini” değil, sadece “değiştiğini” görür.

Ve insan zihni açıklama bulamadığı yerde kendi hikayesini yazar. Genelde bu hikaye de çok pedagojik olmaz.

Tutarsızlığın Görünmeyen Maliyeti

Bu konunun en kritik tarafı, etkisinin hemen görünmemesidir. Tutarsızlık genelde sessiz ilerler. Drama yapmaz, kapıyı çarpmaz, bağırmaz. Ama yavaş yavaş bazı alışkanlıklar oluşturur.

Örneğin:

* Sınır algısı zayıflayabilir.

* “Hayır” kelimesi esneyen bir lastik gibi algılanabilir.

* Duygusal olarak sürekli “ne olacak şimdi?” beklentisi oluşabilir.

* Otorite figürleri arasında kafa karışıklığı yaşanabilir.

En ilginci ise şudur: Çocuk bu ortamda oldukça yaratıcı olur. Çünkü sürekli değişen kurallara uyum sağlamak için hızlı düşünmek zorundadır. Bir nevi küçük stratejist gibi çalışır. Ama mesele şu ki, çocukluk satranç tahtası değildir; sürekli hamle hesaplamak yorucudur.

İronik Ama Gerçek: Çocuklar Tutarlılığı Hemen Fark Eder

Bazen yetişkinler çocukların fark etmeyeceğini düşünür. Oysa çocuklar “küçük detay dedektörü” gibi çalışır.

Mesela:

* Aynı davranışa bir gün gülünüp ertesi gün kızıldığında bunu not ederler.

* Bir ebeveynin izin verdiğine diğerinin kızdığını anında kaydederler.

* Hatta bazen iki yetişkin arasındaki çelişkiyi fırsata bile çevirebilirler.

Burada hafif bir tebessüm ettiren gerçek şudur: Çocuklar tutarsızlığı sadece fark etmez, aynı zamanda haritalandırır. Kimin ne zaman yumuşayacağını, hangi durumun esnetilebileceğini çok hızlı çözerler.

Bu yüzden bazı ebeveynler “Benim çocuğum beni çok iyi tanıyor” der. Evet, muhtemelen fazla iyi tanıyordur.

Peki Çözüm Nedir? Katı Kurallar Değil, Netlik

Burada yanlış anlaşılmaması gereken nokta şu: çözüm “demir gibi kurallar koymak” değil. Aşırı sertlik de başka bir dengesizliktir. Konu sertlik değil, öngörülebilirliktir.

Çocuk şunu bilmelidir:

* Kural varsa, çoğunlukla değişmez.

* Değişiyorsa, sebebi vardır ve açıklanır.

* Anne ve baba aynı konuda tamamen zıt yönlere gitmez.

Yani mesele robot gibi olmak değil, haritası olan bir dünya sunmaktır. Harita varsa çocuk kaybolmaz; keşfeder.

Küçük Ama Etkili Bir Detay: Açıklama Kültürü

Tutarlılığın en güçlü ilacı açıklamadır. “Bugün neden farklı?” sorusuna verilen sakin bir cevap, birçok karışıklığı çözer.

“Bugün izin vermiyorum çünkü yorgunum” demek bile bir çerçeve oluşturur.

“Bugün biraz esniyoruz çünkü özel bir gün” demek bile sistemi tamamen bozmaz, sadece istisna olduğunu öğretir.

Çocuklar kurallardan çok, kuralların mantığını öğrenir.

Sonuç Yerine Değil, Günlük Hayat Notu

Tutarsız anne baba tutumu, büyük fırtınalar gibi görünmez ama sürekli değişen rüzgârlar gibidir. Nereden eseceği belli olmaz. Bu da özellikle küçük zihinler için ciddi bir yön bulma çabası doğurur.

İşin güzel tarafı şudur: İnsanlar fark ettikçe değişebilir. Küçük düzenlemeler bile büyük fark yaratır. Bir gün “bugün böyle, yarın şöyle” yerine “neden böyle olduğunu anlatayım” cümlesi kurulduğunda, sistem yavaş yavaş oturur.

Ve belki de en önemlisi: çocuklar mükemmel ebeveyn istemez. Sadece neyle karşılaşacağını az çok bildiği bir dünya ister.
 
Üst