Filistini Ilk Fetheden Kimdir ?

Sohbetci

Global Mod
Global Mod
Selam Forumdaşlar, Bir Hikâye Anlatmak İsterim

Hani bazen bir konu vardır, hem tarihî hem de insana dokunan… İşte bugün size öyle bir hikâye getirdim. Filistin’i ilk fetheden kişiden bahsedeceğim. Ama bunu kuru bir tarih anlatısı gibi değil; insanlarıyla, duygularıyla, stratejisiyle ve ilişkileriyle yoğrulmuş bir hikâye gibi dinleyin.

Hikâyenin Başlangıcı: Medine’nin Sıcak Sokakları

Medine’de sıcak bir yaz günüydü. Sokaklarda çocuk sesleri, hurma ağaçlarının gölgesinde sohbet eden ihtiyarlar, camiden yayılan tatlı Kur’an tilavetleri… Ve orada, gözü uzak ufuklarda, aklı ise adaletin bayrağını yeni diyarlara taşımakta olan bir kumandan vardı: Hz. Ömer ibn Hattab.

O, stratejiyi bilen, sabrı kuşanmış, ama aynı zamanda insanın kalbine dokunmayı da ihmal etmeyen bir liderdi. Erkek forumdaşlar bilir; onun adımlarındaki o sağlam kararlılık, iyi bir satranç oyuncusunun hamlelerine benzerdi.

Hikâyedeki Empati: Selma Ana

Medine’nin kenar mahallesinde Selma adında yaşlı bir kadın vardı. Gözü pek, dili tatlı… Herkes ona danışır, derdini anlatırdı. Selma Ana, erkeklerin fetih hayallerine bakıp gülümserdi ama onun gözünde asıl fetih, gönüllerde olandı. “Bir şehri almak kolaydır evlat,” derdi, “ama gönülleri kazanmak için merhamet gerek.”

Bu sözler, askerlerin de, kumandanların da kulağında yankılanırdı. Kadın forumdaşlar, işte bu Selma Ana’nın bakışıyla hikâyeyi dinleyin: Savaşın ortasında bile bir yetimin başını okşamak, bir annenin gözyaşını silmek… İşte asıl zafer buydu.

Yola Çıkış: Strateji Masasında

Hz. Ömer, komutanlarıyla toplandı. Haritalar açıldı, yollar işaretlendi. Erkeklerin çözüm odaklı yönü burada devreye girdi: Hangi yoldan gidilirse düşman hazırlıksız yakalanır? Hangi noktada su kaynakları güvence altına alınır? Strateji masasında tek bir hata, yüzlerce hayat demekti.

Ama o masada, Selma Ana’nın öğütleri de konuşuluyordu: “Fetihte adaletli olun, halkın malına dokunmayın, dinlerine karışmayın.” İşte bu, strateji ile empatiyi yan yana getiren asıl dengeydi.

Filistin Kapılarında

Aylar süren yolculuktan sonra ordu, Filistin topraklarına ulaştı. O dönem, bu topraklar Bizans’ın elindeydi. Halk, ağır vergiler ve baskılar altında eziliyordu. Erkekler, şehrin surlarını incelerken stratejik noktaları tespit etti. Kadınlar, meydanda toplanmış çocukların gözlerine baktı; korku ile umut arasındaki ince çizgiyi gördü.

Barışın Gücü

Hz. Ömer, savaşla değil, anlaşma ile Filistin’e girdi. Kudüs’ün Patriği ile görüştü; şartlar belirlendi: Hiç kimse dininden dolayı zorlanmayacak, kiliselere dokunulmayacak, halk huzur içinde yaşayacak.

İşte bu, erkeklerin stratejik zekâsı ile kadınların empati gücünün birleşmesiydi. Çünkü strateji, zaferi getirir; empati, onu kalıcı kılar.

Halkın Gözünden Zafer

O gün, Filistin sokaklarında kan değil, huzur aktı. Çocuklar korkusuzca sokakta oynadı, anneler evlerine güvenle döndü. Halk, bu fethi “işgal” değil, “kurtuluş” olarak gördü.

Selma Ana’nın sözleri bir kez daha doğrulandı: “Kalpleri kazanmadan fethedilen şehirler, haritada sadece bir çizgidir.”

Bugünden Bakınca

Şimdi dönüp baktığımızda, Filistin’i ilk fethedenin Hz. Ömer olduğunu biliyoruz. Ama asıl önemli olan, onun nasıl fethettiğidir. Erkek forumdaşlar için bu hikâye, stratejik planlamanın gücünü gösterir. Kadın forumdaşlar için ise, savaşın ortasında bile insanî değerleri korumanın önemini…

Forumdaşlar, Söz Sizde

Sizce günümüzde liderlik daha çok strateji mi gerektirir, yoksa empati mi?

Tarihin bu anından çıkarılacak en büyük ders nedir?

Hz. Ömer’in bu fetih yöntemi, modern dünyada uygulanabilir mi?

Yorumlarınızı merak ediyorum. Hadi gelin, bu tarihi anı beraberce tartışalım; kim bilir, belki bir gün biz de kendi çağımızın adalet dolu fethini yaparız.
 
Üst