Simge
New member
İki insanın yıllarca aynı evde yaşaması, birbirlerini kendiliğinden daha iyi tanıyacakları anlamına gelmez. Bazen birlikte geçirilen zaman yakınlığı artırır, bazen de tekrarlanan alışkanlıklar merakı azaltır.
Sevginin büyümesinde önemli olan yalnızca ortak geçmiş değildir. O geçmişin nasıl hatırlandığı, yaşanan sorunların nasıl ele alındığı ve insanların birbirlerine yeni şeyler anlatmak için ne kadar alan açtığı da önemlidir.
Murat ile Elif artık birbirlerini tanıdıklarını söylemek yerine birbirlerini tanımaya devam ettiklerini söylüyorlardı.
Murat, Elif'in bazı günler konuşmak yerine yürüyüşe çıkmak istediğini öğrenmişti. Elif de Murat'ın yoğun bir günün ardından sessizliğe ihtiyaç duyduğunda bunun kendisinden uzaklaşmak anlamına gelmediğini anlamıştı.
Fakat her şeyi çözmüş değillerdi. Hâlâ tartışıyor, bazen birbirlerini yanlış anlıyor ve bazı konularda uzlaşmakta zorlanıyorlardı.
Aralarındaki fark şuydu: Artık her tartışmayı sevgilerinin azaldığının kanıtı olarak görmüyorlardı.
Bir anlaşmazlık yaşadıklarında kendilerine şu soruyu sormaya başladılar:
"Şu an birbirimize karşı mı mücadele ediyoruz, yoksa birlikte çözmemiz gereken bir sorunla mı karşı karşıyayız?"
Bu soru, evliliklerinin en önemli alışkanlıklarından biri hâline geldi.
6. Araştırmalar Bize Ne Söylüyor? Sevgi Kendiliğinden mi Büyür?
Murat ile Elif'in hikâyesi kurmaca olsa da yaşadıkları sorunlar, ilişki araştırmalarında ele alınan konularla örtüşüyor. Özellikle güven, karşılıklı anlayış, çatışma yönetimi ve gündelik davranışlar, uzun süreli ilişkilerin niteliğini anlamada önemli başlıklar.
Psikolog John Gottman ve çalışma arkadaşlarının çiftler üzerine yürüttüğü araştırmalar, ilişki içindeki gündelik etkileşimlerin ve çatışmaların nasıl ele alındığının önemini vurgular. Buradan çıkarılabilecek temel fikir, sağlıklı bir ilişkinin hiç tartışmayan iki insanın ilişkisi olmadığıdır. Önemli olan, anlaşmazlıkların birbirini aşağılamaya, korkutmaya veya sürekli savunmaya iten bir döngüye dönüşmemesidir.
Bir başka önemli kavram, psikolog Caryl Rusbult ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği yatırım modelidir. Bu yaklaşım, insanların ilişkilerine bağlılığını değerlendirirken yalnızca mevcut memnuniyetlerini değil, ilişkide biriktirdikleri ortak deneyimleri, yaptıkları yatırımları ve algıladıkları alternatifleri de dikkate alır.
Ancak burada ince bir ayrım yapmak gerekir: Bir ilişkiye yıllarını vermiş olmak, o ilişkinin mutlaka sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Ortak anılar ve emek, bağlılığı güçlendirebilir; fakat saygısızlık, korku veya sürekli incinme varsa sırf geçmişte çok şey paylaşılmış olması ilişkiyi sürdürmek için yeterli bir neden değildir.
İlişkiler üzerine çalışan araştırmacı Harry Reis ve meslektaşlarının ele aldığı önemli konulardan biri de kişinin partneri tarafından anlaşılmış, değer verilmiş ve önemsenmiş hissetmesidir. Bir insanın duygularını anlatabilmesi kadar, karşısındaki kişinin bu duygulara nasıl karşılık verdiği de yakınlık açısından önem taşır.
Bu bilgiler Murat ile Elif'in yaşadıklarını başka bir açıdan değerlendirmemize yardımcı oluyor.
Murat'ın ekonomik planlar yapması, ortak hayatlarına yatırım yapmasının bir biçimiydi. Elif'in onun korkularını dinlemesi ise duygusal yakınlıklarını güçlendiren bir davranıştı. Birbirlerinin katkılarını fark ettiklerinde, farklı yöntemlerin aynı amaca hizmet edebileceğini gördüler.
Bununla birlikte araştırmalar, her çiftin aynı yöntemle mutlu olacağını ya da evlilikle birlikte sevginin mutlaka artacağını söylemez. İlişki deneyimleri farklıdır. Kişilerin ihtiyaçları, koşulları ve birbirlerine davranış biçimleri sonuçları etkiler.
Bu nedenle "Evlendikten sonra sevgi kesinlikle artar" demek de "Evlilik sevgiyi öldürür" demek kadar eksik bir yaklaşım olur.
Daha doğru soru belki de şudur: Birlikte yaşamak, birbirimizi daha iyi tanımamız için nasıl bir ortam oluşturuyor?
7. Sevginin Küçük İşaretleri: Büyük Sözlerden Daha Fazlası
Evliliklerinin yedinci yılında Murat ile Elif'in hayatında yeni bir dönem başladı. İşleri yoğunlaşmış, aile büyüklerinin sorumlulukları artmış ve günlük yaşamları eskisinden daha karmaşık hâle gelmişti.
Bir akşam Elif eve yorgun geldi. O gün annesini hastaneye götürmüş, ardından işe yetişmiş ve bütün gün telefon görüşmeleri yapmıştı. Eve geldiğinde konuşacak hâli yoktu.
Murat mutfakta yemek hazırlıyordu. Elif'i görünce, "Annen nasıl?" diye sordu.
"İyi, ama çok yoruldum," dedi Elif.
Murat bir an durdu. Eskiden hemen yapılacak işleri sıralardı: İlaçlar alınacak, bir sonraki randevu ayarlanacak, ulaşım planlanacaktı. Bu kez yalnızca şunu söyledi:
"Yemeği hazırlıyorum. Sen biraz dinlen. İstersen sonra birlikte konuşuruz."
Elif odasına geçtiğinde kendini daha hafif hissetti. Murat onun bütün sorunlarını çözmemişti. Fakat o akşam çözülmesi gereken ilk sorun, Elif'in yorgunluğuydu.
Birkaç gün sonra bu kez Murat zor bir iş döneminden geçiyordu. Elif onun akşamları daha gergin olduğunu fark etti.
"İş yerinde bir şey mi oldu?" diye sordu.
Murat önce "Bir şey yok," dedi. Sonra biraz düşündü.
"Bir proje yetiştirmeye çalışıyorum. Her şey aynı anda üzerime geliyor."
Elif hemen uzun bir konuşma başlatmadı.
"İstersen bu akşam seni rahat bırakayım. Ama yalnız kalmak istemezsen buradayım."
Murat gülümsedi.
"Biraz oturalım mı? Anlatmak istiyorum."
Yıllar içinde öğrendikleri şey buydu: Yakınlık, karşı tarafın neye ihtiyacı olduğunu her zaman bilmekten değil, bunu anlamak için çaba göstermeye devam etmekten doğuyordu.
Bazen sevgi, büyük bir hediye almaktı. Bazen bütün aileyi ilgilendiren bir kararı birlikte vermekti. Bazen de karşındaki insanın yorgunluğunu fark edip bir işi onun yerine üstlenmekti.
Ama küçük davranışların da bir sınırı vardı. Bir kişinin sürekli fedakârlık yapması, kendi ihtiyaçlarını bastırması veya karşılığında hiçbir saygı görmemesi sağlıklı bir sevgi biçimi sayılmazdı. İyi bir ilişki, iki tarafın da zaman zaman destek verdiği ve zaman zaman destek alabildiği bir denge gerektirirdi.
Murat ile Elif artık sevgiyi yalnızca ne hissettikleriyle değil, bu duyguyu gündelik yaşamda nasıl ifade ettikleriyle de değerlendiriyordu.
Ve belki de yıllar içinde büyüyen şey sadece aşk değildi. Birbirlerine duydukları güven, birbirlerini anlama becerileri ve sorunlarla birlikte baş edebileceklerine dair inançları da büyüyordu.
8. Peki, Evlendikten Sonra Sevgi Neden Azalabilir?
Hikâyenin bu noktasında bir şeyi de açıkça söylemek gerekiyor: Her evlilikte sevgi artmaz. Bazı insanlar evlendikten sonra birbirlerinden uzaklaşabilir.
Murat ile Elif'in arkadaş çevresinde, evlilik öncesinde birbirlerine çok bağlı görünen fakat zamanla iletişimleri bozulan çiftler vardı.
Bir çiftin hayatı, eşlerden birinin bütün sorumlulukları diğerine bırakması nedeniyle zorlaşmıştı. Başka bir çiftte ise kıskançlık ve kontrol etme davranışları giderek artmıştı. Bir diğer çift, yıllarca konuşmaktan kaçındıkları sorunları biriktirmiş ve sonunda birbirlerini tanıyamaz hâle gelmişti.
Bu örnekler, evlilik kurumunun tek başına sevgiyi büyütmediğini gösteriyordu.
Evlilik öncesinde insanlar birbirlerini daha çok özel zamanlarda görebilir. Buluşmalar, tatiller ve birlikte yapılan keyifli etkinlikler ilişkinin önemli bir bölümünü oluşturabilir. Evlilikle birlikte gündelik hayatın bütün ayrıntıları görünür hâle gelir. İnsanların para kullanma biçimleri, temizlik alışkanlıkları, aileleriyle kurdukları ilişkiler, sorumluluk anlayışları ve stres karşısındaki davranışları daha yakından tanınır.
Bu durum bir fırsat da olabilir, bir sınav da.
Eğer iki insan farklılıklarını konuşabiliyor, sorumlulukları adil biçimde paylaşabiliyor ve birbirlerine saygı gösterebiliyorsa birlikte yaşamak yakınlığı artırabilir.
Ancak sürekli küçümseme, yalan, duygusal ihmal, baskı veya şiddet varsa evlilik bu sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hatta bazı durumlarda aynı evde yaşamak, sorunların etkisini daha da ağırlaştırabilir.
Sevginin büyümesinde önemli olan yalnızca ortak geçmiş değildir. O geçmişin nasıl hatırlandığı, yaşanan sorunların nasıl ele alındığı ve insanların birbirlerine yeni şeyler anlatmak için ne kadar alan açtığı da önemlidir.
Murat ile Elif artık birbirlerini tanıdıklarını söylemek yerine birbirlerini tanımaya devam ettiklerini söylüyorlardı.
Murat, Elif'in bazı günler konuşmak yerine yürüyüşe çıkmak istediğini öğrenmişti. Elif de Murat'ın yoğun bir günün ardından sessizliğe ihtiyaç duyduğunda bunun kendisinden uzaklaşmak anlamına gelmediğini anlamıştı.
Fakat her şeyi çözmüş değillerdi. Hâlâ tartışıyor, bazen birbirlerini yanlış anlıyor ve bazı konularda uzlaşmakta zorlanıyorlardı.
Aralarındaki fark şuydu: Artık her tartışmayı sevgilerinin azaldığının kanıtı olarak görmüyorlardı.
Bir anlaşmazlık yaşadıklarında kendilerine şu soruyu sormaya başladılar:
"Şu an birbirimize karşı mı mücadele ediyoruz, yoksa birlikte çözmemiz gereken bir sorunla mı karşı karşıyayız?"
Bu soru, evliliklerinin en önemli alışkanlıklarından biri hâline geldi.
6. Araştırmalar Bize Ne Söylüyor? Sevgi Kendiliğinden mi Büyür?
Murat ile Elif'in hikâyesi kurmaca olsa da yaşadıkları sorunlar, ilişki araştırmalarında ele alınan konularla örtüşüyor. Özellikle güven, karşılıklı anlayış, çatışma yönetimi ve gündelik davranışlar, uzun süreli ilişkilerin niteliğini anlamada önemli başlıklar.
Psikolog John Gottman ve çalışma arkadaşlarının çiftler üzerine yürüttüğü araştırmalar, ilişki içindeki gündelik etkileşimlerin ve çatışmaların nasıl ele alındığının önemini vurgular. Buradan çıkarılabilecek temel fikir, sağlıklı bir ilişkinin hiç tartışmayan iki insanın ilişkisi olmadığıdır. Önemli olan, anlaşmazlıkların birbirini aşağılamaya, korkutmaya veya sürekli savunmaya iten bir döngüye dönüşmemesidir.
Bir başka önemli kavram, psikolog Caryl Rusbult ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği yatırım modelidir. Bu yaklaşım, insanların ilişkilerine bağlılığını değerlendirirken yalnızca mevcut memnuniyetlerini değil, ilişkide biriktirdikleri ortak deneyimleri, yaptıkları yatırımları ve algıladıkları alternatifleri de dikkate alır.
Ancak burada ince bir ayrım yapmak gerekir: Bir ilişkiye yıllarını vermiş olmak, o ilişkinin mutlaka sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Ortak anılar ve emek, bağlılığı güçlendirebilir; fakat saygısızlık, korku veya sürekli incinme varsa sırf geçmişte çok şey paylaşılmış olması ilişkiyi sürdürmek için yeterli bir neden değildir.
İlişkiler üzerine çalışan araştırmacı Harry Reis ve meslektaşlarının ele aldığı önemli konulardan biri de kişinin partneri tarafından anlaşılmış, değer verilmiş ve önemsenmiş hissetmesidir. Bir insanın duygularını anlatabilmesi kadar, karşısındaki kişinin bu duygulara nasıl karşılık verdiği de yakınlık açısından önem taşır.
Bu bilgiler Murat ile Elif'in yaşadıklarını başka bir açıdan değerlendirmemize yardımcı oluyor.
Murat'ın ekonomik planlar yapması, ortak hayatlarına yatırım yapmasının bir biçimiydi. Elif'in onun korkularını dinlemesi ise duygusal yakınlıklarını güçlendiren bir davranıştı. Birbirlerinin katkılarını fark ettiklerinde, farklı yöntemlerin aynı amaca hizmet edebileceğini gördüler.
Bununla birlikte araştırmalar, her çiftin aynı yöntemle mutlu olacağını ya da evlilikle birlikte sevginin mutlaka artacağını söylemez. İlişki deneyimleri farklıdır. Kişilerin ihtiyaçları, koşulları ve birbirlerine davranış biçimleri sonuçları etkiler.
Bu nedenle "Evlendikten sonra sevgi kesinlikle artar" demek de "Evlilik sevgiyi öldürür" demek kadar eksik bir yaklaşım olur.
Daha doğru soru belki de şudur: Birlikte yaşamak, birbirimizi daha iyi tanımamız için nasıl bir ortam oluşturuyor?
7. Sevginin Küçük İşaretleri: Büyük Sözlerden Daha Fazlası
Evliliklerinin yedinci yılında Murat ile Elif'in hayatında yeni bir dönem başladı. İşleri yoğunlaşmış, aile büyüklerinin sorumlulukları artmış ve günlük yaşamları eskisinden daha karmaşık hâle gelmişti.
Bir akşam Elif eve yorgun geldi. O gün annesini hastaneye götürmüş, ardından işe yetişmiş ve bütün gün telefon görüşmeleri yapmıştı. Eve geldiğinde konuşacak hâli yoktu.
Murat mutfakta yemek hazırlıyordu. Elif'i görünce, "Annen nasıl?" diye sordu.
"İyi, ama çok yoruldum," dedi Elif.
Murat bir an durdu. Eskiden hemen yapılacak işleri sıralardı: İlaçlar alınacak, bir sonraki randevu ayarlanacak, ulaşım planlanacaktı. Bu kez yalnızca şunu söyledi:
"Yemeği hazırlıyorum. Sen biraz dinlen. İstersen sonra birlikte konuşuruz."
Elif odasına geçtiğinde kendini daha hafif hissetti. Murat onun bütün sorunlarını çözmemişti. Fakat o akşam çözülmesi gereken ilk sorun, Elif'in yorgunluğuydu.
Birkaç gün sonra bu kez Murat zor bir iş döneminden geçiyordu. Elif onun akşamları daha gergin olduğunu fark etti.
"İş yerinde bir şey mi oldu?" diye sordu.
Murat önce "Bir şey yok," dedi. Sonra biraz düşündü.
"Bir proje yetiştirmeye çalışıyorum. Her şey aynı anda üzerime geliyor."
Elif hemen uzun bir konuşma başlatmadı.
"İstersen bu akşam seni rahat bırakayım. Ama yalnız kalmak istemezsen buradayım."
Murat gülümsedi.
"Biraz oturalım mı? Anlatmak istiyorum."
Yıllar içinde öğrendikleri şey buydu: Yakınlık, karşı tarafın neye ihtiyacı olduğunu her zaman bilmekten değil, bunu anlamak için çaba göstermeye devam etmekten doğuyordu.
Bazen sevgi, büyük bir hediye almaktı. Bazen bütün aileyi ilgilendiren bir kararı birlikte vermekti. Bazen de karşındaki insanın yorgunluğunu fark edip bir işi onun yerine üstlenmekti.
Ama küçük davranışların da bir sınırı vardı. Bir kişinin sürekli fedakârlık yapması, kendi ihtiyaçlarını bastırması veya karşılığında hiçbir saygı görmemesi sağlıklı bir sevgi biçimi sayılmazdı. İyi bir ilişki, iki tarafın da zaman zaman destek verdiği ve zaman zaman destek alabildiği bir denge gerektirirdi.
Murat ile Elif artık sevgiyi yalnızca ne hissettikleriyle değil, bu duyguyu gündelik yaşamda nasıl ifade ettikleriyle de değerlendiriyordu.
Ve belki de yıllar içinde büyüyen şey sadece aşk değildi. Birbirlerine duydukları güven, birbirlerini anlama becerileri ve sorunlarla birlikte baş edebileceklerine dair inançları da büyüyordu.
8. Peki, Evlendikten Sonra Sevgi Neden Azalabilir?
Hikâyenin bu noktasında bir şeyi de açıkça söylemek gerekiyor: Her evlilikte sevgi artmaz. Bazı insanlar evlendikten sonra birbirlerinden uzaklaşabilir.
Murat ile Elif'in arkadaş çevresinde, evlilik öncesinde birbirlerine çok bağlı görünen fakat zamanla iletişimleri bozulan çiftler vardı.
Bir çiftin hayatı, eşlerden birinin bütün sorumlulukları diğerine bırakması nedeniyle zorlaşmıştı. Başka bir çiftte ise kıskançlık ve kontrol etme davranışları giderek artmıştı. Bir diğer çift, yıllarca konuşmaktan kaçındıkları sorunları biriktirmiş ve sonunda birbirlerini tanıyamaz hâle gelmişti.
Bu örnekler, evlilik kurumunun tek başına sevgiyi büyütmediğini gösteriyordu.
Evlilik öncesinde insanlar birbirlerini daha çok özel zamanlarda görebilir. Buluşmalar, tatiller ve birlikte yapılan keyifli etkinlikler ilişkinin önemli bir bölümünü oluşturabilir. Evlilikle birlikte gündelik hayatın bütün ayrıntıları görünür hâle gelir. İnsanların para kullanma biçimleri, temizlik alışkanlıkları, aileleriyle kurdukları ilişkiler, sorumluluk anlayışları ve stres karşısındaki davranışları daha yakından tanınır.
Bu durum bir fırsat da olabilir, bir sınav da.
Eğer iki insan farklılıklarını konuşabiliyor, sorumlulukları adil biçimde paylaşabiliyor ve birbirlerine saygı gösterebiliyorsa birlikte yaşamak yakınlığı artırabilir.
Ancak sürekli küçümseme, yalan, duygusal ihmal, baskı veya şiddet varsa evlilik bu sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hatta bazı durumlarda aynı evde yaşamak, sorunların etkisini daha da ağırlaştırabilir.