Simge
New member
Üstelik bu yaklaşım kadınların üzerindeki yükü de azaltabilir.
Örneğin çocuğun doktor randevusuna sürekli annenin götürülmesi yerine babanın da doğal biçimde bakım sorumluluğunu paylaşması, sağlık hizmetlerinin toplumsal cinsiyet açısından daha dengeli kullanılmasına katkı sağlayabilir.
Irk, Etnik Köken ve Göç: İstanbul'un Görünmeyen Katmanları
Türkiye'deki sağlık tartışmalarında “ırk” kavramı ABD veya Birleşik Krallık'taki tartışmalardan farklı bir tarihsel bağlama sahip. Bu nedenle Türkiye'deki her eşitsizliği doğrudan “ırkçılık” kategorisine yerleştirmek sağlıklı olmayabilir.
Buna karşılık etnik köken, göçmenlik, dil, vatandaşlık durumu ve sosyal dışlanma gibi unsurların sağlık hizmetine erişimde etkili olabileceğini görmezden gelmek de mümkün değil.
WHO, göçmen ve zorunlu yerinden edilmiş insanların ev sahibi ülkelerde hizmet eşitsizlikleri, ayrımcılık ve sosyal destek ağlarının kaybıyla karşılaşabileceğini belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
İstanbul'un kozmopolit yapısı düşünüldüğünde bu konu özellikle önemli.
Türkçe bilmeyen bir hastanın doktorun söylediklerini tam olarak anlayamaması, sağlık sisteminin işleyişini bilmemesi veya tercüman desteğine ulaşamaması yalnızca “kişisel iletişim sorunu” değildir. Dil ve kurumsal bilgi eksikliği, sağlık sisteminin karmaşıklığıyla birleştiğinde ciddi bir erişim engeline dönüşebilir.
Bir hastanın sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için yalnızca hastanenin kapısının açık olması yetmez. Sistemin o kişiye anlaşılır ve güvenli biçimde ulaşması gerekir.
Kesişimsellik: Kadın, Göçmen ve Yoksul Olmak
Asıl ilginç nokta ise bu faktörlerin birbirinden bağımsız olmamasıdır.
Örneğin yüksek gelirli bir kadın ile düşük gelirli göçmen bir kadının sağlık deneyimlerini yalnızca “kadın” ortak paydasında değerlendirmek yetersiz kalabilir.
Bir kişi aynı anda kadın, düşük gelirli, göçmen, engelli veya kırsal geçmişe sahip olabilir. Bu özelliklerin her biri sağlık sisteminde farklı bir engel yaratabilir.
Sosyolojide ve toplumsal eşitsizlik çalışmalarında bu durum çoğu zaman kesişimsellik perspektifiyle ele alınır. WHO da sağlık eşitsizliklerinin cinsiyet, ekonomik konum, etnik köken ve diğer sosyal konumların birbirleriyle etkileşimi üzerinden anlaşılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
Bu nedenle “herkese aynı hizmeti vermek” ile “herkesin sağlık hizmetinden eşit şekilde yararlanabilmesini sağlamak” aynı şey değildir.
Medipol Esenler Örneği Bize Ne Söylüyor?
Esenler Medipol'ün kendi kurumsal tanımında hastane; ayakta ve yataklı tıbbi hizmetler, acil servis, cerrahi branşlar, kadın hastalıkları, üroloji, ortopedi ve farklı tıbbi birimlerle hizmet veren bir üniversite hastanesi olarak tanımlanıyor.
Medipol
Bu yapı bize aslında daha geniş bir soru sorma fırsatı veriyor:
Üniversite bağlantılı ve özel sağlık sistemi içinde çalışan büyük bir hastane, bulunduğu bölgenin sosyal ihtiyaçlarına ne kadar duyarlı olmalı?
Esenler gibi yoğun nüfuslu bir ilçede hastanenin yalnızca tedavi sunan bir kurum olması mı yeterlidir?
Yoksa sağlık okuryazarlığını artırmak, kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, göçmen hastalar için dil desteği sağlamak, düşük gelirli insanların koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşmasını kolaylaştırmak gibi daha geniş bir sosyal sorumluluk anlayışı da beklenmeli midir?
Bunlar yalnızca Medipol'e özgü sorular değil. Türkiye'deki bütün özel ve vakıf üniversitesi hastaneleri açısından tartışılması gereken konular.
Kişisel Deneyim ile Araştırma Arasındaki Sınır
Bu yazıda kişisel hastane deneyimi yaşamışım gibi bir anlatı kurmuyorum; çünkü böyle bir deneyimim yok. Bu özellikle belirtilmeli. Sağlık konusunda güvenilir bir tartışma yürütmenin önemli taraflarından biri, yaşamadığımız bir deneyimi yaşamış gibi aktarmamak.
Buradaki değerlendirme; Medipol'ün kurumsal bilgileri, üniversitenin kendi belgeleri, YÖK kaynaklı kurumsal bilgiler ve WHO'nun sağlıkta eşitsizlik ve sosyal belirleyiciler üzerine araştırma ve politika belgelerine dayanıyor. Medipol'ün güncel hastane sayfası ve iletişim bilgileri de kurumun Esenler'deki mevcut yapısını doğruluyor.
Medipol
+2
Medipol
+2
Bu ayrım önemli. Çünkü E-E-A-T açısından güvenilirlik, yalnızca çok kaynak göstermekten değil, hangi bilginin doğrulanmış veri, hangisinin yorum ve hangisinin kişisel deneyim olduğunu açıkça ayırmaktan geçiyor.
Sonuç: “Kimin?” Sorusundan “Kimin İçin?” Sorusuna
Esenler Medipol Hastanesi'nin arkasındaki kurumsal yapı açısından bakıldığında, hastanenin Medipol Sağlık Grubu ve İstanbul Medipol Üniversitesi'nin sağlık yapılanması içinde bulunduğu; Medipol ekosisteminin tarihsel kuruluşunda ise Fahrettin Koca'nın kurucu rolünün bulunduğu söylenebilir. Ancak bu bilgiyi doğrudan “hastanenin kişisel sahibi Fahrettin Koca'dır” şeklinde basitleştirmek hukuki ve kurumsal açıdan doğru olmayabilir.
Medipol
+2
Medipol Üniversitesi
+2
Fakat bence daha önemli soru bundan sonra başlıyor.
Bir hastanenin kime ait olduğundan daha önemlisi, o hastanenin kimlere nasıl hizmet verdiği değil mi?
Geliri yüksek olanla düşük olan aynı sağlık imkanına sahip mi?
Bir kadın kendi bedeniyle ilgili kararları gerçekten bağımsız biçimde verebiliyor mu?
Erkeklerin sağlık hizmetlerine başvurmasını engelleyen erkeklik normlarını nasıl değiştirebiliriz?
Göçmen veya Türkçesi sınırlı bir hasta, sistem içinde kendisini gerçekten eşit hissedebiliyor mu?
Özel sağlık kuruluşlarının toplumsal sorumluluğu yalnızca kaliteli tedavi sunmakla mı sınırlı olmalı?
Ve belki de en zor soru:
Sağlık hizmetinde “eşitlik”, herkese aynı şeyi vermek midir; yoksa farklı engeller yaşayan insanların gerçekten aynı sağlık sonucuna ulaşabilmesi için farklı destekler sunmak mıdır?
WHO'nun sağlık eşitliği yaklaşımı ikinci seçeneğe daha yakın duruyor: Amaç yalnızca hizmetin mevcut olması değil, insanların sosyal, ekonomik, demografik veya coğrafi konumları nedeniyle önlenebilir ve adaletsiz sağlık farklarına maruz kalmaması.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
Bence Esenler Medipol üzerinden yapılabilecek en verimli forum tartışması tam da burada başlıyor: Bir sağlık kurumunu değerlendirirken yalnızca teknolojisine, doktorlarına ve binasına mı bakmalıyız; yoksa o kurumun toplumdaki eşitsizliklerle nasıl ilişki kurduğunu da sağlık hizmetinin kalitesinin bir parçası olarak görmeli miyiz?
Örneğin çocuğun doktor randevusuna sürekli annenin götürülmesi yerine babanın da doğal biçimde bakım sorumluluğunu paylaşması, sağlık hizmetlerinin toplumsal cinsiyet açısından daha dengeli kullanılmasına katkı sağlayabilir.
Irk, Etnik Köken ve Göç: İstanbul'un Görünmeyen Katmanları
Türkiye'deki sağlık tartışmalarında “ırk” kavramı ABD veya Birleşik Krallık'taki tartışmalardan farklı bir tarihsel bağlama sahip. Bu nedenle Türkiye'deki her eşitsizliği doğrudan “ırkçılık” kategorisine yerleştirmek sağlıklı olmayabilir.
Buna karşılık etnik köken, göçmenlik, dil, vatandaşlık durumu ve sosyal dışlanma gibi unsurların sağlık hizmetine erişimde etkili olabileceğini görmezden gelmek de mümkün değil.
WHO, göçmen ve zorunlu yerinden edilmiş insanların ev sahibi ülkelerde hizmet eşitsizlikleri, ayrımcılık ve sosyal destek ağlarının kaybıyla karşılaşabileceğini belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
İstanbul'un kozmopolit yapısı düşünüldüğünde bu konu özellikle önemli.
Türkçe bilmeyen bir hastanın doktorun söylediklerini tam olarak anlayamaması, sağlık sisteminin işleyişini bilmemesi veya tercüman desteğine ulaşamaması yalnızca “kişisel iletişim sorunu” değildir. Dil ve kurumsal bilgi eksikliği, sağlık sisteminin karmaşıklığıyla birleştiğinde ciddi bir erişim engeline dönüşebilir.
Bir hastanın sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için yalnızca hastanenin kapısının açık olması yetmez. Sistemin o kişiye anlaşılır ve güvenli biçimde ulaşması gerekir.
Kesişimsellik: Kadın, Göçmen ve Yoksul Olmak
Asıl ilginç nokta ise bu faktörlerin birbirinden bağımsız olmamasıdır.
Örneğin yüksek gelirli bir kadın ile düşük gelirli göçmen bir kadının sağlık deneyimlerini yalnızca “kadın” ortak paydasında değerlendirmek yetersiz kalabilir.
Bir kişi aynı anda kadın, düşük gelirli, göçmen, engelli veya kırsal geçmişe sahip olabilir. Bu özelliklerin her biri sağlık sisteminde farklı bir engel yaratabilir.
Sosyolojide ve toplumsal eşitsizlik çalışmalarında bu durum çoğu zaman kesişimsellik perspektifiyle ele alınır. WHO da sağlık eşitsizliklerinin cinsiyet, ekonomik konum, etnik köken ve diğer sosyal konumların birbirleriyle etkileşimi üzerinden anlaşılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
Bu nedenle “herkese aynı hizmeti vermek” ile “herkesin sağlık hizmetinden eşit şekilde yararlanabilmesini sağlamak” aynı şey değildir.
Medipol Esenler Örneği Bize Ne Söylüyor?
Esenler Medipol'ün kendi kurumsal tanımında hastane; ayakta ve yataklı tıbbi hizmetler, acil servis, cerrahi branşlar, kadın hastalıkları, üroloji, ortopedi ve farklı tıbbi birimlerle hizmet veren bir üniversite hastanesi olarak tanımlanıyor.
Medipol
Bu yapı bize aslında daha geniş bir soru sorma fırsatı veriyor:
Üniversite bağlantılı ve özel sağlık sistemi içinde çalışan büyük bir hastane, bulunduğu bölgenin sosyal ihtiyaçlarına ne kadar duyarlı olmalı?
Esenler gibi yoğun nüfuslu bir ilçede hastanenin yalnızca tedavi sunan bir kurum olması mı yeterlidir?
Yoksa sağlık okuryazarlığını artırmak, kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, göçmen hastalar için dil desteği sağlamak, düşük gelirli insanların koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşmasını kolaylaştırmak gibi daha geniş bir sosyal sorumluluk anlayışı da beklenmeli midir?
Bunlar yalnızca Medipol'e özgü sorular değil. Türkiye'deki bütün özel ve vakıf üniversitesi hastaneleri açısından tartışılması gereken konular.
Kişisel Deneyim ile Araştırma Arasındaki Sınır
Bu yazıda kişisel hastane deneyimi yaşamışım gibi bir anlatı kurmuyorum; çünkü böyle bir deneyimim yok. Bu özellikle belirtilmeli. Sağlık konusunda güvenilir bir tartışma yürütmenin önemli taraflarından biri, yaşamadığımız bir deneyimi yaşamış gibi aktarmamak.
Buradaki değerlendirme; Medipol'ün kurumsal bilgileri, üniversitenin kendi belgeleri, YÖK kaynaklı kurumsal bilgiler ve WHO'nun sağlıkta eşitsizlik ve sosyal belirleyiciler üzerine araştırma ve politika belgelerine dayanıyor. Medipol'ün güncel hastane sayfası ve iletişim bilgileri de kurumun Esenler'deki mevcut yapısını doğruluyor.
Medipol
+2
Medipol
+2
Bu ayrım önemli. Çünkü E-E-A-T açısından güvenilirlik, yalnızca çok kaynak göstermekten değil, hangi bilginin doğrulanmış veri, hangisinin yorum ve hangisinin kişisel deneyim olduğunu açıkça ayırmaktan geçiyor.
Sonuç: “Kimin?” Sorusundan “Kimin İçin?” Sorusuna
Esenler Medipol Hastanesi'nin arkasındaki kurumsal yapı açısından bakıldığında, hastanenin Medipol Sağlık Grubu ve İstanbul Medipol Üniversitesi'nin sağlık yapılanması içinde bulunduğu; Medipol ekosisteminin tarihsel kuruluşunda ise Fahrettin Koca'nın kurucu rolünün bulunduğu söylenebilir. Ancak bu bilgiyi doğrudan “hastanenin kişisel sahibi Fahrettin Koca'dır” şeklinde basitleştirmek hukuki ve kurumsal açıdan doğru olmayabilir.
Medipol
+2
Medipol Üniversitesi
+2
Fakat bence daha önemli soru bundan sonra başlıyor.
Bir hastanenin kime ait olduğundan daha önemlisi, o hastanenin kimlere nasıl hizmet verdiği değil mi?
Geliri yüksek olanla düşük olan aynı sağlık imkanına sahip mi?
Bir kadın kendi bedeniyle ilgili kararları gerçekten bağımsız biçimde verebiliyor mu?
Erkeklerin sağlık hizmetlerine başvurmasını engelleyen erkeklik normlarını nasıl değiştirebiliriz?
Göçmen veya Türkçesi sınırlı bir hasta, sistem içinde kendisini gerçekten eşit hissedebiliyor mu?
Özel sağlık kuruluşlarının toplumsal sorumluluğu yalnızca kaliteli tedavi sunmakla mı sınırlı olmalı?
Ve belki de en zor soru:
Sağlık hizmetinde “eşitlik”, herkese aynı şeyi vermek midir; yoksa farklı engeller yaşayan insanların gerçekten aynı sağlık sonucuna ulaşabilmesi için farklı destekler sunmak mıdır?
WHO'nun sağlık eşitliği yaklaşımı ikinci seçeneğe daha yakın duruyor: Amaç yalnızca hizmetin mevcut olması değil, insanların sosyal, ekonomik, demografik veya coğrafi konumları nedeniyle önlenebilir ve adaletsiz sağlık farklarına maruz kalmaması.
Dünya Sağlık Örgütü
+1
Bence Esenler Medipol üzerinden yapılabilecek en verimli forum tartışması tam da burada başlıyor: Bir sağlık kurumunu değerlendirirken yalnızca teknolojisine, doktorlarına ve binasına mı bakmalıyız; yoksa o kurumun toplumdaki eşitsizliklerle nasıl ilişki kurduğunu da sağlık hizmetinin kalitesinin bir parçası olarak görmeli miyiz?