Dünya Türkçe kökenli mi ?

Simge

New member
Objektif/veri odaklı yaklaşım bize ne söylüyor?

Veriye dayalı yaklaşımda ilk bakılması gereken şey, kelimenin tarihî sözlüklerde nasıl kaydedildiğidir.

TDK'nin güncel sözlük verisi “dünya”yı Arapça kökenli gösteriyor. Bunun yanında Arapça sözlük geleneği de dunyā kelimesinin Arapça söz varlığı içerisinde bulunduğunu ortaya koyuyor.

Dolayısıyla mevcut etimolojik kanıtlar açısından “dünya Türkçe kökenlidir” iddiasını destekleyen güçlü bir temel bulunmuyor.

Fakat burada bir başka hata yapılmamalı: “Arapça kökenli” demek, “Türkçeye sonradan girdi ve Türkçede yüzeysel biçimde kullanılıyor” demek değildir.

Bir kelimenin kökeni ile o kelimenin bir dildeki tarihsel yerleşikliği iki farklı meseledir.

“Dünya” bugün Türkçenin doğal kelimelerinden biridir. Türkçe konuşan biri için kelimenin Arapça kökenini düşünmeden kullanması son derece normaldir.

Toplumsal ve duygusal açıdan neden farklı algılanabilir?

“Dünya” kelimesinin ilginç taraflarından biri de sadece sözlük anlamına sahip olmamasıdır.

“Dünyaya gelmek”, “dünyasını değiştirmek”, “dünyası başına yıkılmak”, “dünyalar benim oldu”, “dünya görüşü”, “dünyayı anlamak” gibi ifadelerde kelime çok güçlü kültürel çağrışımlar taşır.

Bu nedenle bazı insanlar için “dünya” kelimesinin Arapça kökenli olduğunun öğrenilmesi yalnızca etimolojik bir bilgidir. Bazıları içinse dil, tarih ve kimlik arasındaki ilişki nedeniyle daha farklı bir anlam taşıyabilir.

Burada yine dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bir kelimenin yabancı kökenli olması, o kelimeyi kullanan insanların kültürel kimliği hakkında doğrudan bir sonuç vermez.

Türkçe tarih boyunca çok sayıda dille temas hâlinde olmuş bir dildir. Arapça, Farsça, Yunanca, Fransızca, İtalyanca, İngilizce ve başka dillerden Türkçeye çeşitli dönemlerde kelimeler girmiştir.

Buna rağmen Türkçe, gramer yapısı ve temel dil sistemi bakımından Türk dilleri ailesinin bir üyesidir.

“Türkçe kelime” ile “Türkçe kökenli kelime” aynı şey mi?

Bence tartışmalardaki en önemli kavramsal ayrım bu.

Bir kelime Türkçede kullanılan bir kelime olabilir ama Türkçe kökenli olmayabilir.

“Dünya” bunun iyi bir örneğidir.

Türkçede kullanılan → Evet.

Türkçenin söz varlığının parçası → Evet.

Türkçe kökenli → Hayır.

Arapça kökenli → Evet.

Bu dört ifade birbirine aykırı değildir.

Dilbilimde “köken” kelimenin tarihsel kaynağıyla, “söz varlığına ait olmak” ise kelimenin günümüzde hangi dil içerisinde kullanıldığıyla ilgilidir.

Bu ayrım yapılmadığında “Türkçede kullanılan her kelime Türkçe kökenlidir” gibi yanlış bir sonuca ulaşmak kolaylaşıyor.

Kelimenin kökeni neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü dil sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda kimlik ve tarih meselesi olarak da algılanabiliyor.

Özellikle Türkçenin 19. ve 20. yüzyıllarda geçirdiği büyük dönüşümler düşünüldüğünde, kelime kökenleri konusu doğal olarak kültürel tartışmalara da bağlanıyor.

Ancak bilimsel etimoloji ile kültürel aidiyet tartışmasını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bir kelimenin Arapça kökenli olması Türkçeyi “daha az Türkçe” yapmaz. Aynı şekilde Türkçe kökenli bir kelimenin bulunması da tek başına herhangi bir kültürel üstünlük anlamına gelmez.

Asıl ilginç olan, Türkçenin bu kelimeleri kendi tarihsel gelişimi içerisinde nasıl dönüştürdüğüdür.

“Dünya” bugün Arapça konuşan birinin kullandığı kelimeyle aynı kültürel ve dilbilgisel çevrede kullanılmıyor. Türkçede çok farklı deyimlere, birleşik yapılara ve anlamlara girmiş durumda.

Bu da dillerin birbirlerinden kelime alırken onları kendi sistemlerine uyarladığını gösteriyor.

Sonuç: “Dünya” Türkçe kökenli değil ama Türkçenin bir parçası

Eldeki etimolojik kaynaklara göre “dünya” kelimesinin kökeni Arapçadır; Türkçe kökenli olduğu yönünde güvenilir etimolojik kanıt bulunmamaktadır.

Fakat bu, kelimenin Türkçedeki tarihsel ve kültürel değerini azaltmaz. Tam tersine, “dünya” örneği Türkçenin tarih boyunca farklı kültürlerle kurduğu ilişkinin küçük ama oldukça güzel bir örneğidir.

Bence tartışmayı “Bu kelime Türkçe mi, yabancı mı?” şeklinde iki seçenekli hâle getirmek yerine şu sorular üzerinden sürdürmek daha verimli:

Bir kelime kaç yüzyıl kullanıldıktan sonra o dilin “öz” kelimesi gibi hissedilmeye başlar?

Bir kelimenin kökeni mi daha önemli, yoksa o kelimenin bir dilde kazandığı yeni anlamlar mı?

Türkçedeki Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri değerlendirirken yalnızca kökene mi bakmalıyız, yoksa Türkçede geçirdikleri tarihsel dönüşümü de hesaba katmalı mıyız?

Ve belki de en önemlisi: “Türkçe” dediğimiz şeyi sadece kelimelerin kökenleri üzerinden tanımlamak ne kadar doğru?

Bu konuda farklı düşünenlerin özellikle “dünya”, “yer”, “yeryüzü”, “cihan” ve “âlem” kelimelerini karşılaştırması oldukça ilginç olabilir. Çünkü aynı kavramın farklı dönemlerde farklı kelimelerle ifade edilmesi, Türkçenin tarihsel değişimini “tek bir kelimenin kökeninden” çok daha iyi gösterebilir.

Kaynaklar

- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, “dünya” maddesi.

- Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkçe Bilim Terimleri ve Türk dili üzerine yayınlar.

- Clauson, Sir Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford University Press, 1972.

- Doğan Aksan, Türkçenin Sözvarlığı, Engin Yayınevi.

- Wehr, Hans, A Dictionary of Modern Written Arabic, çeşitli baskılar.

- Lane, Edward William, An Arabic-English Lexicon, Arapça söz varlığı ve klasik kullanım üzerine temel kaynak.
 
Üst